Sarı Saltuk

Sarı Saltuk’un Rum ülkesini fethetmesi

Sarı Saltuk birçok donda baş göstermiş ulu bir evliyadır. Bu ocak evlatları da Sarı Saltuk isminde sonraki zamanlarda anılmıştır.

Velayetnâme‟de Sarı Saltuk için şunlar söylenir:

Hacı Bektaş Veli bir gün Arafat Dağındaki çilehâneden çıkıp şimdiki Zemzem Pınarı denen pınarın yanına geldi. Pınarın yanında bir çoban koyunlarını otlatıyordu. Hünkâr çobanın sırtını sıvazlayarak:
– Adın ne, diye sordu. Çoban:
– Adım Sarı Saltuk’tur, ne emredersiniz, deyince,
Hünkâr:
– Haydi seni Rum ülkesine saldık, dedi.
Sarı Saltuk o anda erenlerin mertebesine ulaşır:
– Ya Erenler, koyunları ne yapayım, der.
Hünkâr:
-Sahipleri gelene dek onlar buradan ayrılmaz. Sen eğlenme, iki bir deme, biz sana kılavuzuz, seninleyiz, sıkıntı da yoldaşınız, der ve Sarı Saltuk’a bir yayla yedi ok verip, Ulu Abdal ile Küçük Abdal adlı iki dervişi ona yoldaş olarak verir. Sarı Saltuk oradan deniz kıyısına gelir. Seccadeyi denizin üzerine serip, dervişlerin birini sağına, birini soluna oturtur.
– Ey Erenler‟in seccadesi yürü, der.
Seccade doğruca Gürcistan’a yürür. Dervişler ona:
– Ya erenler, niye Rumeli‟ye doğru yürütmedin? diye sorunca o da:
– Seccadeyi Erenler yürütüyor, yanıtını verir.
Kıyıya çıkınca, o sırada orada avlanmakta olan Gürcü Kralı Görlüş, bu erenleri görünce şaşırır, ayaklarına kapanır. Sarı Saltuk onları imana çağırıp Müslüman yapar. Bir zaman sonra Sarı Saltuk dervişleri ile birlikte oradan ayrılır. Tekrar seccadeye otururlar ve Rum ülkesine doğru yola çıkarlar. Kalıgra Kalesi’ne gelirler.
Kalıgra Kalesi, Lazoğullarından bir beye aittir. Orada bir ejderha peyda olmuş. Bu ejderha yüzünden kale halkı orayı terk etmiş. Abdalları kapıyı dolanırlarken o, kalenin bedenine tırmanır. Ejderha ile savaşır. Yedi başlı ejderhanın her başına bir ok saplar. Ejderha can havliyle Sarı Saltuk’un beline sarılır. Sarı Saltuk sıkışır. Hızır‟ı çağırır. O sırada Hızır, Kızılca Halvet’te Hünkârla sohbet ediyormuş.
Hünkâr:
– Hızır’ım, Sarı Saltuk’u ejderha bunalttı. Belindeki kılıcı unuttu. Tez yetiş, kılıcını hatırlat, der.
Hızır bir nefeste Kalıgra Kalesi’ne varır. Sarı Saltuk’a:
– Ey gerçek eren! Yanındaki kılıcı çekip başını kessene! der.
Sarı Saltuk ona:
– Hızır’ım, Erenler hakkı için kılıcım hatırımdan çıkmıştı. Yoksa sana zahmet edip çağırmazdım, der.
Tahta kılıcını çekip ejderhanın başını keser. Hızır, vedalaşıp ayrılır Dervişleri ön kapıyı dolaşıp geldiklerinde yerde ejderhanın koparılmış yedi başını görürler.
Sarı Saltuk geri dönerken yolda gördüğü bir çobanla kale komutanına ve halkına haber gönderir, canavarı öldürdük, kaleye dönebilirsiniz, diye.

Sarı Saltuk’un Hacıbektaş’ta öküzü kurban etmesi

 

Hünkar’ın ölümünden sonra yıllar geçti, çelebiler zamanında Hacı Bektaş tekkesine geldi, ziyaret etti, söyleyen öküzü kurban eyledi. Bu öküzün hikayesi de şudur:
Hünkar’ın tekkesindeki çiftlikte iki öküz vardı. Eçek ismindeki çiftçi, bu iki öküze öylesine hizmet ederdi ki dille tarif edilemez. Yerlerini o kadar yumuşak bir hale getirdi ki kendisi soyunur, çırılçıplak yuvarlanır, bir yanına bir şey batarsa onu bulur, atardı. Yemlerini fazla verirdi. Günün birinde, çift sürerken kızdı, öküzün birini üvendireyle dürttü, gövdesini kanattı. Öküz, Tanrı kudretiyle dile gelip Eçek dedi, evvelce hizmetimde kusur bulmazdın, beni hoş tutardın, bana hizmet ederdin. Şimdi kocaldım, gücüm kuvvetim kalmadı, beni üvendireyle dürttün, kanattın. Yarın sabah Saru Saltuk, kırk abdalla gelir, beni kurban eder. Eçek, bu sözleri duyunca geldi
çelebilere anlattı. Ertesi günü çelebilerle dervişler, Sarı Saltuk’u, Aksaray yolundan
karşılamaya çıktılar, bulamadılar, geri döndüler. Geriye gelince baktılar ki Sarı Saltuk, Kırşehir’den, Çorlu yolundan gelmiş, tekkede oturmada, rivayet ederler ki Sarı Saltuk, Kırşehir’den, Çorlu yolundan Karaöyük deresine inince Akkubbe’ye karşı, yanındaki toplulukla oturdu. Dervişlerine çakıl toplatıp bir araya yığdırdı, bir oyuk yaptırdı. Burada dedi, bizim bir nişanemiz olsun. 0 çakıl oyuğu, hala durur. Sarı Saltuk, çelebilerle, dervişlerle, görüştü, sonra o söyleyen öküzü kurban etti. Sam Saltuk’un belini bağladılar, kendisine icazet-name, çırağ, sofra, alem verdiler. Bir nice gün sonra izin alıp yerine gitti.

Sarı Saltuk’un yedi tabutta görünmesi

Sarı Saltuk’Hakka göçünden sonra yedi tabut yaptırıldığı ve bunların Saltuk’un müridlerince kendi şehirlere götürüldüğü şu şekilde anlatılmaktadır: Ölürken, bana muhip olanlarınız birer tabut yaptırsın, koyup gitsin; birbirinizle çekişmeyin, ben hepinizin tabutunda bulunurum, diye vasiyet etti. Gerçekten de hepsi birer tabut alıp gitti ve Sarı Saltuk her tabutta göründü, hepsi de sevindi, neşelendi. Fakat kale sahibi beye, ben asıl senin tabutundayım, demişti de bey, nereden bileyim deyince, tabut içinden sana elimi sunarım, buyurmuştu, ona da bu kerameti gösterdi

Velayetnamede Sözü geçen kale beyi Bağın kale beyidir. Bu kale Tunceli ilinde bulunuyor. Sarı Saltuk ocağı Tunceli ili Hozat ilçesindedir. Bu ocak evlatları ise birçok ile yayılmıştır. Saru Saltuk’un 77 yerde nişanı bulunmaktadır.

SARI SALTIK

 

Elhamdülillahi Muhammed Ali

Rabbil Alemin’i Ahmed’i Veli

İçirir elinde aşıka dolu

Erenler serdarı Pir Sarı Sultan

 

Yetmişyedi yerde hem nişanın var

Elinde ağaçtan Zülfikarın var

Dertlilere derman Şahım sende var

Erenler serdarı Pir Sarı Sultan

 

Seyit Meşhur derler hem senin atan

Erdebil şehrinde ceddindir yatan

Horsof’u Moskoftan kurtarıp alan

Erenler serdarı Pir Sarı Sultan

 

Kırksene padişah oluben gezdin

Nice müşriklerin defterin kazdın

Şehadet edenlere fermanlar yazdın

Erenler serdarı Pir Sarı Sultan

 

El aman Mürvet kapına geldim

Kabul kıl günahım elime aldım

Cömetsin, Ganisin, sultansın bildim

Erenler serdarı Pir Sarı Sultan

 

Kul kusur işlerse sultan bağışlar

Hem sana ayandır, cümle işler

Kan olmuş akıyor didemde yaşlar

Erenler serdarı Pir Sarı Sultan

 

Seyyid Muhammed Buhari’dir hem senin ismin

Arş-ı muallakta yazılmış ismin

Bel hayat yatıyor dünyada cimin

Erenler serdarı Pir Sarı Sultan

 

Horasan’dan zuhur dersime geldin

Er Mustafa dağında karargah kıldın

Oniki er ile ikrar bend oldun

Erenler serdarı Pir Sarı Sultan

 

Belgrad’da nice zülfikar çaldın

Kafiri kıru ben kaleyi aldın

Üryan Hızır ile aşina oldun

Erenler serdarı Pir Sarı Sultan

 

Üçyüz erin başı Bektaş_ı Veli

Horasan’dan çağordı hem Akpınar’ı

Yadetme dergahından kulun :Haydar’

Erenler serdarı Pir Sarı Sultan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir