Munzur baba söylenceleri

Munzur Baba Söylenceleri

Munzur Baba ile ilgili birçok hikaye sözlü gelenekle günümüze kadar ulaştı. Bu konuda Metin Kahraman, Cemal Taş olmak üzere birçok kişi tarafından değerlendirme yapıldı, yazılar yazıldı.

Rehber Koç’un kaynak kişi olduğu ve Zerife Ana’dan Cemal Taş tarafından derlenen İbrahim peygamber ile ilgili söylence şöyledir.

“Munzur İbrahim Peygamberin çobanıdır, şimdiki Munzur Gözeleri’nin bulunduğu yerde koyun sürüsü otlatmaktadır. İki tane kurt çıktı Munzur’un yanına geldi, Munzur ile konuşmaya başladılar, dediler ki:
-Bize bir koyun ver.
Munzur:
-Bu sürü bana emanettir, sahibinin rızalığı olmadan veremem. Dedi.
Kurt dedi ki:
-Git sahibinden izin al gel.
Munzur:
-Ben gidip gelene kadar siz sürüye saldırırsınız.
Kurtlar üç büyük günah üzerine yemin ettiler, dediler ki:
-1-Evde kalmış genç kızın günahı için
2-Sacın üzerinde lokma vermeyen kadının günahı için
3-Eski süpürge ile yeni süpürgeyi biri birine karıştırıp kullananın günahı için sana söz veriyoruz ki biz sürüye karışmayacağız.
Munzur; bu yeminlerden sonra İbrahim Peygamberden izin almak için oradan ayrıldı. Yolda giderken endişe ile durakladı, kendi kendine söylendi “Nasıl olurda ben kurtlara güvendim, sürüyü onlara teslim ettim, ey vah onlar şimdi sürüye saldırırlar” dedi ve yürümeye devam etti.

İbrahim Peygamber Munzur’u görünce şaşkınlıkla sordu:
-Munzur, sürüyü nerede bıraktın?
Munzur cevap verdi:
-İki tane kurt geldi, benden bir koyun istediler, bende “koyunlar benim değil, bana emanettir, sahibinin rızalığı olmadan veremem” dedim. Onlarda “o halde git sahibinin rızalığını alda gel” dediler, onun için geldim.
İbrahim peygamber Munzur’a sordu:
-Peki sen onların sözüne güveniyor musun, insan kurda koyun teslim eder mi?
Munzur kurtların üstüne yemin ettiği üç büyük günahı İbrahim Peygambere anlatınca, İbrahim çobanı Munzur’a dedi ki:
-O halde git kendilerine söyle, hangi koyunu beğeniyorlarsa kendileri bir tanesini seçip götürüp yesinler.
Munzur tekrar geri dönüp sürünün yanına vardı ki ne görsün, sürünün yarısı gölgede ağıla girmiş, yarısı yere çömelmiş geviş getiriyor. Kurtlardan biri bir tarafta biri beri tarafta sürünün etrafında nöbet tutuyor. Kurtlar Munzur’u görünce sordular:
-Sürünün sahibi razılık gösterdi mi?
Munzur kurtlara cevaben dedi ki:
-Sahibi diyor ki ”kendileri sürünün içinden bir koyun beğenip alsınlar” dedi.
Kurtlar sürünün içinde gezerek bir koyunu seçtiler. Bu koyunda Munzur’un sahip olduğu bir tek koyun idi. Munzur’un koyunu yedi yıldan beri kısır idi, ilk defa bu yıl iki canlıydı. Kurtlar koyunu alıp sürüden biraz uzaklaşınca, kuyutu bir yerde koyunu kuzlattılar. İki tane erkek kuzu doğurtup aldılar, koyunu saldılar koyun meleyerek sürüye geri döndü. Munzur koyunun yanına vardı, karnını kontrol etti ki koyun kuzlatılmış. Tamda o zaman İbrahim peygamber sürüye doğru geliyordu. Ama gözlerine inanamadı, koyunların yarısı beyaz renge yarısı da siyah renge bürünmüştü, bu bir mucizeydi. İbrahim Peygamber Munzur’a hayranlıkla bakarak sordu:
-Oğul bu keramet sana nereden geldi?
Munzur kendisine doğru gelen İbrahim Peygambere yakalanmamak için koşmaya başladı. Munzur’un ayak topuklarının bastığı her noktadan süt gibi bembeyaz su fışkırmaya başlayarak ikisinin arasını her adımda kesti, Munzur kendisinin kırkıncı adımında kayanın tam ortasında fışkıran gözede sır oldu.
Rivayet Olunur ki kurtların götürdüğü koçlardan biri İbrahim Peygamberin oğlu İsmail yerine kurban olarak yere inen koçtu. İkinci koç hala sağdır. Ne zaman ki dünyada insanoğlunun başına en büyük felaket geldi, işte o zaman kurban olacak.”

Munzur İbrahim Peygamber ile tanışıyormuydu ?

İbrahin peygember ile Munzur birbirini tanıyormuydu? . Sürüler eski zamanlarda yazın Dersim yaylalarından kışın ise Halep’e kadar geniş bir alanda yayıldıklarına dair bilgiler mevcuttur. Dersim ile İbrahim peygamberin doğduğu ve büyüdüğü Urfa şehri birbirinden uzak değildir. Yazın Dersim yaylalarına kışın Urfa civarlarına sürülerin otlatması mümkündür. Diğer bir husus ise Peygamberler ve velilerin sırlarla dolu hayatlarıdır. Bu sırlardan birisi gönülden gönle yol vardır.

Yine Metin Kahraman diğer iki hikayeyi aşağıdaki gibi 2006 Haziran ayında yazdığı yazıda şöyle anlatmıştır.

“Sah Ismail savasta Munzirun agasindan yardim ister. Munzirun agasi adamlarini yanina alir ve Sah Ismaile destek olmaya gider.Cani helva ceker ve bu Munzira ayan olur.“

Gerisi yine ayni sekilde devam ediyor.

İlk yazılı versiyonu İngiliz L.Molyeux Seel tarafından İngiltere de yazıldığı görülmektedir. 1911 de Dersime yaptığı gezide de Munzur Bava ile ilgili düşüncelerini 1914 yılında yayınladığını görüyoruz. Ona göre;

Munzir Bava Topuzan asiretinin resisi olan Seyh Hasan’in oğludur. Kışın karla kaplı dağlarda koyunlarını götürüp karınları tok bir sekilde geri getirmesi babasının şaşırmasına ve onu gizlice izlemesine neden olur. Munzır karla kaplı ağaclara vurdukça yere yapraklar düşmekte ve hayvanlar bunları yiyerek beslenmekte ve karınlarını doyurmaktadır. Babasının gizlice kendisini izledişini gören Munzir kızar ve ortadan kaybolur. Bir süre sonra Büyükköyde Ali Haydar Aganın yanında çobanlık yapmaya baslar. Agası Kerbelada iken Munzır kendisine helva götürür. Köye dönen Aganın bunu anlatması ve Munzur’un kerametinin öğrenilmesinden ötürü kendisine gelip elini öpmek isteyen kalabalıktan kaçar ve sır olur.

Munzur Baba’nın doğumu

Munzur Baba’nın doğumu ile ilgili sırlı söylence ise şöyledir.

Zamanın birinde bir pir varmış, onun da bir tek kızı. Kızı bir gün ölür. Dede birkaç gün üst üste kızını rüyasında görür. Kızı, “Baba” der “Benim mezarımı aç. Bende bir emanet var onu al.” Dede gördüğü rüyayı taliplerine anlatır. Bunun üzerine karar verilip mezar açılır. Kızın tabutunun içerisinde beşiğe benzer bir şeyin içerisinde bir çocuk şahadet parmağını emmektedir. Çocuğu oradan alırlar. Dede rüyasında tekrar görür kızını. Kız, rüyasında babasına, “Çocuğun adını ‘Munzur’ bırakın.” der.

Söylencelerdeki ortak Noktalar

Yüce Tanrı Nurundan Adem’e nur üfledi. Her kim nefsini ıslah ederse bu nura ulaşır. Munzur nefsini ıslah etmiş ve bu nura ulaşmış ermiş bir kişidir. Yüce Tanrı’nın velilik makamına ulaşmış ulu bir kişi olarak sırlara vakıf olmuştur. Bu makamı saf ve temiz olması ile elde etmiştir. Tüm yaşamı hizmet ile geçmiştir. Hayvanlar ile konuşmuş, doğa onun emrine girmiştir. İnsanların, hayvanların ve doğanın rızalığını elde etmiş ölümsüzlük şerbeti içmiştir. Her devirde, birler, üçler, beşler, yediler, onikler, kırklara ve üçyüz altmışlar olarak tarif edilen erenler mevcuttur. Munzur baba devrinin kutbudur. Kırk suyun fışkırması buna işarettir. Munzur hem dünyada çobanlık yapmış hem de manevi Dünya’da çobanlık yapmıştır. Hacı olmak için Kudüs’e, Mekke’ye, Kerbela’ya haça gitmek ile elde etmemiştir. Bu makamı rızalık yolundan yürüyerek elde etmiştir. Hakkı şah damarından yakın olan gönlünde bulmuş ve yine kendi gönlünü haç makamı yapmıştır. Haç peygamberlere ve Evliyalara doğru yolculuktur. Kamil-i mürşit şehrine varma yoludur. Bu yol sır yoludur. Munzur bu sırrı açığa çıktığı için don değiştirmiştir.

Bu sırlardan birisi Melekler kurt kılığına girerek Munzur’u imtihan etmişlerdir. İki kurbandan birisi İsmail peygamber diğeri ise Hz. Hüseyin olmuştur. İkisi İnsanlığın geleceği için canlarını Hakkın yoluna kurban etmiştir.

Hangi Söylence dikkate alınmalı

Munzur Baba ile ilgili anlatılan hangi söylence doğru olduğu konusundan bizim değerlendirmemiz şudur. Söylenceler özü itibarı ile aynıdır. İbrahim peygamber ile olan konu ise Munzur Baba’nın batini yönünü yani manevi yönünü anlattığı kanısındayım.

Erenler ölmez don değiştirir efendim. Erenler Yüce Tanrı’nın yeryüzündeki Sırrıdır efendi. Peygamberlere ve Evliyalara Aşk-ı Niyaz ederiz…Munzur Baba’ya Aşk-ı Niyaz.

Nihat Vural

27.12.2018

www.torut.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir